Tesettür Dar, İnce ve Şeffaf Olmamalı; Vücut Hatlarını Belli Etmemelidir
Tesettürün amacı; Allâh’ın emri doğrultusunda örtünüp vücûdun mahrem yerlerini teşhîr etmeyerek herhangi bir fitneye; cinsel istismâra sebep olmamaktır. Bu bağlamda Allah Teâlâ geniş ve vücut hatlarını belli etmeyen elbiseleri tercîh etmeyi emretmiştir. Hz. Peygamber’in uygulamaları da bu yönde olmuştur. Meşhur “cilbâb” âyeti bu konuyu yeterince açıklamaktadır: “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve diğer mü’min hanımlara söyle; (toplum içine çıkacakları vakit,
Read MoreTesettür Fevrî; Âcilen Yerine Getirilmesi Gereken Bir Emirdir
Fevrîlikten kastedilen, örtünmenin hayâtın uzunluk alanının geç dönemlerine sarkıtılmamasıdır. Çünkü hiçbir kimse ne zaman öleceğini bilemez. ‘Kırktan veya elliden sonra örtünürüm.’ diye hesap yapmak Müslümanlığının farkında olan bir kimsenin yapmaması gereken bir davranıştır. Unutmayalım ki ecelle ilgili yapılan hesaplar hiçbir zaman tutmaz. Nitekim başörtüsünü emreden şu âyet geldiğinde; “Mü’min kadınlara da gözlerini haramdan sakınmalarını ve nâmuslarını
Read MoreÇocuklarımız İçin Tesettürün Vakti
Ergenlik çağına geldiklerinde erkek çocuklarının, dînin emirlerine riâyet ederek vücutlarının haram bölgelerini örtmeleri şarttır. Hem kendisi haram bölgesini açmayacak, hem de başkasına bakmayacak. Açmak nasıl haramsa başkasının haram yerlerine bakmak da haramdır. Peygamber Efendimiz (sav) konuyu şu hadîsiyle açıklığa kavuşturmuştur: “Erkek erkeğin haram yerlerine, kadın da kadının haram yerlerine bakmasın.”1 Bu söylem, toplumumuzdaki “erkek erkeğe, kadın da
Read MoreBoşanma Oranlarının Artması Âileyi Bekleyen En Büyük Tehlikedir
Hayâtın eşler açısından çekilmez olduğu ve evliliğin devâmına imkân kalmadığı durumlarda boşanmak mubahtır. Daha doğru bir söylemle, boşanma Allah Teâlâ’nın sevmediği bir helâldir. Târihte var olan ve kadına zulme dönüştürülen boşanma hâdisesi Kur’ân’ın nüzûl döneminde de bilinmekteydi. Araplar boşanma hâdisesini bilmelerine rağmen herhangi bir kayıt getirmemişlerdir. Erkeğin elinde olan bu yetki sınırlanmadığından kadınlar için yeni
Read MoreKadına Karşı El Kaldırmamak Sünnettir
Kadın ve erkek birbirlerine Allâh’ın emânetidirler. Bu anlayışla bakıp hayatlarını nezâket, saygı ve sevgi ile anlamlandırmaları esastır. Çiftlerin birbirlerine bakışlarının güzellik ve muhabbet temeline oturmasını isteyen Peygamber Efendimiz (sav) Müslümanlara şu târihî tavsiyeyi yapmıştır: “Kişi hanımına (sevgi ile) baktığında, hanım da eşine (aynı sevgi ile) baktığı zaman Allah Teâlâ onlara rahmet nazarı ile bakar. Erkek, hanımının
Read MoreEv İçerisinde Bakımlı Olmak ve Nâfilelerde Ölçüyü Kaçırmamak
Eşler başkaları için değil de birbirleri için giyinir kuşanırlar ve bakımlı olurlarsa bu durum âile hayâtının huzûruna olumlu katkı sağlar. Özellikle sosyal hayâtı dışarıda olan erkeklerin hanımları ev içerisinde daha bakımlı olmak zorundadırlar. Gerek kadın, gerek erkek olsun dışarıda bakımlı olur da ev içerisinde dilenci gibi bir görünümü, kılık kıyâfeti tercîh ederlerse bu durum karşılıklı
Read MoreAile İçi Din Eğitim ve Öğretiminin Önemi
Îman konuları başta olmak üzere çiftlerin dinde derinleşmeleri, âile saadetleri ve nesillerinin emniyeti için zorunludur. Peygamber Efendimiz (sav) de din öğrenimi ve öğretiminin önemi ile ilgili şöyle buyurmuştur: “Bu din çok sağlamdır. Siz, rıfk ile dinde derinleşiniz…”1 Karı-koca dinde derinleşmek için ilmihâl, siyer, hadis, fıkıh, kelâm, tasavvuf ve tefsir konularında yeterince mâlûmâta sâhip olmalıdırlar. Yakın târih,
Read MoreÂilede Ahlâkın Önemi: Eşlerinize Güzel Davranın
Evlilik kurumunu îman ve ahlâk temelleri üzerine oturtan Hz. Peygamber (sav), kadınlara karşı kaba davranmayı şiddetle yasaklamıştır. Onlara vurmayı, onları yüzlerine karşı ayıplamayı ve evde bile olsa onlara küsmeyi reddeden1 Peygamber Efendimiz, “Kadınları önce dövüp gün sonunda da (yüzsüzce) cinsel berâberlik kurmak isteyen erkekleri şiddetle kınamıştır.”2 Kendisi de hanımlarından hiç birisine el kaldırmayarak ümmetine en büyük sünnetlerinden
Read MorePeygamber Efendimiz’in (sav) Başladığı Yerden Başlayalım!
Kur’ân-ı Kerîm, îmanla şirkin bir arada olamayacağını ve îmâna şirk bulaştırılamayacağını emretmiş ve şu uyarıyı yapmıştır: “الَّذِينَ آمَنُواْ وَلَمْ يَلْبِسُواْ إِيمَانَهُم بِظُلْمٍ أُوْلَئِكَ لَهُمُ الأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ” “İnanıp da îmanlarına küfrü(n ve hak dîne karşı din olma iddiasındaki ideolojilerin herhangi bir türünü) bulaştırmayanlar (aynı anda hem Müslüman olduklarını iddia edip hem de İslâm’dan başka bir dünyâ
Read MoreNefy ü İsbat Zikri ve Düşündürdükleri
Kur’ân-ı Kerîm, kendisini insan hayâtının yegâne mâliki olarak gören otoriteye tam teslîmiyetin bir nevi kulluk olduğunu vurgulayarak, mü’minleri dikkatli olmaya çağırmıştır. Bu sebeple de, siyâsî otoriteyi böyle bir çerçevede temsîl eden firavun ile İsrâiloğulları arasındaki ilişkiye çokça yer vermiştir. Firavun ve siyâsî ekibine mutlak itâat gösteren kimselerin bu davranışlarının bir nevi tapınma olduğunu ifâde eden
Read More

